Bir Gece Yarısı Rüyası Bölüm 1
Geç saatlerde
yapmamamız gereken şeyler yapma ihtimalimiz normalden daha fazladır. En azından
bende öyleydi. Aksi takdirde bu hikayeyi anlatıyor olmazdım. Gerçekle işi
olmayan, rüyalarda yaşamak isteyen iki kişiyi anlatan hikayeyi. Hikaye diyorum
çünkü her şey üç saat içinde yaşanıp bitmişti. Karşılaşmamız bir tesadüf,
sonraki üç saat bir tercihti. Üç saati sonlandırmak ise tamamen bir zorunluluk.
Kimin için emin değilim.
Muğla’da bir tatil köyündeydik. Evde son gecemizdi.
Ailem sabah erkenden yola çıkacağımız için uyumayı tercih etmişti. Bense
uyuyamamış, son kez gölün ve gece ışıklarının keyfini çıkarmak istemiştim. Doğum,
yaşam ve ölüm döngüsü hakkında derin düşüncelere dalmış gölün ve göğün
birleştiği manzarayı izlerken yanıma biri oturdu. Saat gece yarısını geçtiği
için irkilerek uzandığım yerden kalktım. Direkt konuşmaya başlayan çocuğu
incelemeye başladım.
‘’Ben daha çok ağaçları izlemeyi seviyorum.
Ayrıntılarında kaybolmak hoşuma gidiyor.’’
Söyledikleri ilgimi çekerken göl kenarındaki ışıkların
aydınlatabildiği kadar gözlerine baktım. Yeşil değildi, aslına bakarsınız o
güzel gözlerin rengini unutmuş olmama hayret ediyorum. Belki karanlıktan
yeterince alışmamıştı gözlerim gözlerine.
‘’Maviyi seviyorum huzur veriyor gökyüzü bana. İsmim
Sema. Belki bu yüzden bu kadar aşığım gökyüzüne. Doğduğum an ruhuma kazınmış
olabilir.’’
Yüzünde küçük bir gülümseme belirdi. Yüzüne rastgele
ama kusursuzca dağılmış olan çillerine kaydı gözlerim. Her nokta bir anlam kazanmış
gibiydi, ayrıntılarında kaybolmamak elde
değildi. Bu sefer gülümseyen bendim. Sorduğu soruyla tekrar gözlerine
baktım.
‘’Uzun süre kalacak mısın?’’
‘’Belki.’’
Kaşları havaya kalkmıştı. Elini cebine atarak
telefonunu çıkardı. Ekranda şarkı listesi göründü.
‘’O zaman bu şarkının hikayesini anlatabilirim sana. Radiohead dinler misin?’’
Kısık seste Exit
Music çalmaya başlamıştı. Tabi o zaman bilmiyordum ismini. Sakin bir gitar
melodisinden sonra sözler başlamıştı.
‘’Bazı şarkılarını biliyorum. Bu nedir?’’
Konuşurken söylediğim her şey büyük bir önem arz
ediyormuş gibi bakıyordu bana. Her kelimeyi ayrı ayrı dinliyor gibi…
‘’Sevdiğim şarkıları, filmleri paylaşmaya bayılıyorum.
Exit Music ismi. Romeo ve Juliet
filmi için yapılmış. Sözlerini dinleyelim mi biraz? Ne hissedeceğini çok merak
ediyorum.’’
Gerçekten sevdiği müzikleri paylaşmaya bayılıyordu.
Gözleri parlıyordu. O konuşurken karanlık önemini yitirmiş, ışıltısıyla
boşluklar anlam kazanmıştı. Gözlerim göle yansıyan ay ışığını önemsememiş
sadece ona bakmıştı. Bu denli etkilendiğimi şu an fark ediyorum. Hayatımda
böyle şeffaf olan birini ilk defa görüyordum. Konuşsa saatlerce
dinleyebilecekmişim gibi…
‘’Pack
and get dressed. Toplan ve giyin.
Before
your father hears us. Baban bizi
duymadan önce
Before
all hell breaks loose. Ortalık birbirine
girmeden önce.’’
Duyduğum sözlerle burukça gülümsediğimi hatırlıyorum.
Tepkilerimi o kadar dikkatli izliyordu ki onunla birlikte ben de dışardan
kendimi izliyor gibiydim.
‘’We
hope your wisdom choke you. Umarız bildikleriniz
ve kurallarınız sizi boğar.’’
‘’Bu kısım-‘’
‘’En sevdiğim-‘’
Aynı anda konuşmuştuk, sözlerimiz birbirine girmişti.
Gülerek ona baktığımda söyleyemediklerimizi gördüğümüzü hissettim birbirimizin
gözlerinde. En sevdiği kısmın burası olduğunu söyleyecekti. Benim söyleyeceğim
gibi.
‘’En sevdiğim kısım burası diyecektim. Ortak zevklere
sahip olduğumuzu düşünebilir miyim?’’
Gülme sesiyle kafamı salladım. Şarkı bitmişti. Şarkının
ağırlığıyla kafamı gökyüzüne kaldırıp derin bir nefes aldım.
‘’Filmin bitiminde bu şarkı çalıyor. Şu an bu kadar
etkilendiysen filmden sonra ağlayacağına eminim. Ben ağlamıştım. ‘’
Gülerek sözlerini bitirdi.
‘’Eve gittiğimde izleyeceğim.’’
‘’Ne zaman gidiyorsun?’’
Aklıma saate bakmak gelmişti sonunda. Saat biri
geçmişti.
‘’Yaklaşık beş saat sonra.’’
Sesimi düz tutmaya çalıştım. Yeni tanıştığım birinden
birkaç saat sonra kilometrelerce uzaklaşmak üzmemeliydi beni. Galiba o da öyle
düşünmüş ve sadece kafa sallamıştı. Ayaklandı ve üstünü başını düzeltti. Elini
uzattığında yukarı bakarken siyah buklelerinin gökyüzüyle olan uyumuna
dalabilirdim. Konuşmaya başlayınca bu düşünceden uzaklaştım.
‘’O zaman birkaç saat daha buradaysak oturmayalım.
Gezmek ister misin? Açık birkaç yer olduğuna eminim. Bir şeyler içeriz.’’
Anın büyüsüne kapıldım. Gecenin bizi nereye götüreceğini merak ederek elini tuttum ve ayağa kalktım.



Yorumlar
Yorum Gönder